Ortaklarımıza ve Komşularımıza Çağrımız…

Değerli Ortaklarımız ve Komşularımız

Cumhuriyet Evleri Yerleşkemizin 20. yılında yaşadıklarımızı hep birlikte gözden geçirmemiz gerekiyor.

Mahallemizin, Çanta ve Kınalı olarak yapılaşması, yaşama koşullarının düzenlenmesi, çözülen ve çözülmeyen sorunlarımız hep birlikte düşünmemiz gereken konular.

Elektrik, doğalgaz, su, çöp toplanması, ağaçlandırma, yollar, iskan, tapu ve imar barışı gibi konularımızda çözülenler ve çözülemeyenler oldu.

Hep birlikte gözden geçirmek üzere toplanmamızın yararlı olacağını düşünerek;

                                                    05 Mayıs 2019 Pazar günü                                                                                       saat 13:00 – 15:00 arasında sosyal tesisimiz                                                              İlhan Selçuk Kırevi, Çanta’da buluşmaya çağırıyoruz.

Sevgi ve saygılarımız ile…

                                                   KOOP – C Yönetim Kurulu                                                                                                                          adına                                                                                                                                          Başkan                                                                                                                              Dr. Erdal ATABEK

 

Başsağlığı

KOOP-C etkinliklerinin devamlı katılımcılarından
değerli arkadaşımız

Nilüfer Dündar‘ı

zamansız yitirmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Başımız sağolsun, ışıklar içinde uyusun.
KOOP-C Yönetim Kurulu

Ezilenin yanında, yaşamın içinde…

Sabah haberlerinde yayın akışı durdurulup, dev sanatçımız TarıkAkan’ı kaybettiğimiz haberinin daha ilk cümlelerinde, yanımdaki sandalyeye ilişiverdiğim anda, telefon zili inatla çaldı… Sevgili CUMOK’luların, Sevgili İlhanSelçuk’un (İlhan Ağabey) ünlü yazısı ve kitabında da kapak olmuş Japon güllerini yetiştirip yetiştirip en can sevdiklerine taşımayı iş edinmiş emekçisi Nilüfer Dündar’ın “Duydunuz mu?” diyen buruk sesi… Hemen özürlü cümle ile söze girmek gereğini duyuyorum.
“Canım, İstanbul’a geldiğini öğrenmiştim.Ama sesi o kadar yorgundu ki, senin dileğinedönük tek sözcük edemedim…” Özetle bizim Japon gülü yetiştiricimiz hapisten çıkanlara, Cumhuriyet dostlarına Japon gülü yetiştirme zevkinin yanında, Turhan-İlhanSelçuk, Ülfet Ertel kardeşlerin cenaze törenlerine Japon gülü taşımanın burukluğu içinde, Tarık Akan’ın kansere yakalandığının haberinin verildiği yakın günlerde, isyanla telefon etmiş; “Tarık Akan için yetiştirdiğimçiçeği yaşarken vermek istiyorum,İstanbul’a geldiğini öğrenip haber verebilirmisiniz?” dileğini aktarmıştı.
Hastalığından habersiz en son Nâzım Hikmet Vakfı’nın kullandığı binanın boşaltılmasını protesto eyleminde gözlemlediğim özverili, yorgun duruşunun izleniminde… Son yılların sayısız toplumsal protesto eylemleri, dayanışmalar, duruşmalarda, cenaze törenlerinde, kültürel etkinlikler, anma toplantılarında tanıklık ettiğim insanüstü cefakârlığına takıntılı… Çok uzak yerlerden, zorlu koşullarda, saatler, geceler alarak yapılan yolculuklarla birkaç saatlik katılımlar için gösterdiği çabaların hayranlığında.. Rutkay Aziz’le kol kola komşu kapısından gelmiş gibi anlatılan yolculuklara yüksünmeden, gülerek anlatılanların şaşkınlığında…
Haziran ayının üçüncü haftasında Turhan Selçuk ile İlhan Selçuk için gerçekleştirdiğimiz Hacıbektaş’taki anma etkinliğini haber verip vermemede, kıyamamış, sonunda “Bu yıl çok daha anlamlı, canlı bir anmaolacak.. Bodrum’dan Hacıbektaş’a gelmekçok zor. Atlamamak için aradım..” sözcükleri ile çağrımı yapmıştım. Hastalığının ne kadar ilerlediğini öğrendiğimde çok da utanmıştım. Sözünü ettiğim son telefon arayışım bir tür özür dileme amaçlıydı. Çevresindeki insanları üzmeme duyarlılığına, insanlığına bir kez daha hayran kalmıştım…

***

Sanatın içinde kendi kabuklarını kendi kırarak soluksuz büyüme, kültürel, toplumsal gelişmede, sorumluluklarda patlamalar.. yeteneklerin çok ötesinde, emekle, iğneyle kuyu kazarak oluyor…

***

Tarık Akan Yeşilçam dünyasının yıldızı iken, gazeteciliğimin çömez yıllarında üniversite giriş sınavında üstün başarı elde eden bir gencin evine röportaja gitmiştim. Meğersem Tarık Akan’ın kardeşi imiş. Annesi utangaç bir onurla fısıldamıştı… Ezilenlerin hep yanında, yaşamın içinde Tarık Akan’ı, emekçi hakları savaşımının, onurlu insan hakları duruşları, toplumsal eylemlerin en güçlülerinde, yakından tanıdıkça.. gerçek bir sanatçının ancak aydınlanmacı, aklını kullanan, kendini insana, toplumculuğa adamış değerler içinde, verilen özverili emekle yoğrulabileceğine olan inancım pekişti…
Sabah duygularını paylaşmak üzere arayanlar arasında önce Yeraltı Maden-İş, sonra da büyük Zonguldak direnişinin yönetiminde, Genel Maden-İş’te yer alan Sabri Cebecik de vardı. Dün gün boyu görüntüleriyle paylaşılan madencinin ağır yaşam öyküsü, sendikal hak savaşımını anlatan “Maden” filmini görmüş müydünüz? Cebecik, çekimlerinde oralardaymış, hemen devrimci sendikal hareketin eğitimlerinde nasıl sürekli gösterildiğini anımsatarak, benim de anılarımı canlandırdı. Büyük Zonguldak madenci direnişinde de oradaydım. Cebecik görevli olarak canlı anılarını tazeledi. Direnişin daha 8. gününde sanatçı grubu ile dayanışma için oradaydı. ŞemsiDenizer’in yanından işçiye, yüz binlere seslenirken “Ülkenin emekçilerinin güçlerininsayesinde, gerçek bir demokrasiningeleceğine inanıyorum..” sözleriyle inancını paylaşmasını anımsattı. Ankara’da büyük Tekel işçileri direnişinde, büyük grevler, işçi eylemleri, söyleşilerinde, 1 Mayıs’lar, aydınlara, insan haklarına, ezilenlere yönelik sağ iktidar insan hakları gaspı projeleri protesto eylemlerinde o kadar çok karşılaşmıştık ki… Çok erken ölümüne karşın o kadar çok iş, onurlu insanlık duruşunu kotarmış ki…

Gönüllülük

Kapitalizmin unutturmaya çalıştığı bir değerdir ‘gönüllülük’.
Bir çıkar gözetmeden, bir rütbe beklemeden, bir unvan istemeden kendini bir amaca adamak.
Aslında her insanın içinde olan bir içgüdüsel çekirdek.
Çinli üstat şakirdine demiş ki: ‘İçinde hem iyi yan var hem de kötü yan’. Şakirt sormuş: ‘Hangisi büyür acaba ustam?’
Üstat yanıtlamış: ‘Sen hangisini beslersen o büyür.’
Bizim de içimizde ‘gönüllü özveri’ çekirdeği de var, ‘benim çıkarım ne?’ çekirdeği de var.
Kapitalist öğreti ‘benim çıkarım’ı besleyip duruyor ama içimizdeki insan yan da buna direniyor.
‘Gönüllü özveri’, tarihsel hümanizmanın da asıl cevheridir.
Konu nereden mi aklıma geldi.
Nilüfer Dündar’dan.

***

Nilüfer Dündar, tanıyanların çok sevdiği, tanımayanların da tanımasını istediğim bir ‘nöbetçi gönüllü’.
Gazetemiz ‘Japon Gülü yetiştiricisi’ diye sundu ki doğrudur.
Bir ‘KOOP-C’ toplantısında İlhan Selçuk’un o nefis şiirsel ‘Japon Gülü’yazısını okuduk. Japon Gülü’nün o bütün güçlüklere karşın inatla yaşamasını, umutla açmasını ne güzel anlatır İlhan Selçuk.
Hepimiz yeniden dinledik o şiiri. Daldık gittik güller arasına.
İşte Nilüfer Dündar o gün Japon Gülü yetiştirmeyi bir görev saydı. Japon Gülü, giderek İlhan Selçuk’u yaşatmak oldu.
Nilüfer, yetiştirdiği Japon Güllerini isteyen herkese vermeyi görev bildi. Hepimizin balkonunda, bahçesinde, saksısında büyüyen Japon Gülleri İlhan Selçuk sembolleridir. Şimdi Nilüfer Dündar’ın da sembolleri olacak.
Nilüfer’in gönüllülüğü, sokak hayvanlarını da korumaya uzanır. Hayvanların dostu, çiçeklerin hamisi, doğanın sevdalısı.
Gönüllülük böyle bir şeydir işte.
‘Bizim Şükran’ da çok iyi bilir. Şükran Soner. O da zor zamanların insanıdır. O da gönüllülüğü bilir.
Aziz Nesin’in kurduğu Nesin Vakfı, gönüllülük anıtıdır. Şimdi Ali Nesin aynı anlayışla sürdürüyor.
Gülriz Sururi, Engin Cezzar ile beraber Nesin Vakfı’na bir anıt daha bağışladılar. Kültür ve sanat merkezi olacak.
Müjdat Gezen, bütün kazancını adını taşıyan bir vakfa devretti. Bu vakfı birlikte kurmuştuk.
Yaşamını ideallerine adayan herkes kendisini vakfetmiştir.
Onlar da kendi yaşamlarını ideallerine adayan gönüllülerdir.
Paranın ve malın kölesi olmadan yaşarlar.
Yeteneklerini üreticiliğe, yaratıcılığa dönüştürürler.
İdeallerini gerçekleştirmek için yaşarlar.
Özgürlükler için yaşamlarını feda eden gönüllüler.
Cumhuriyet okurları da bu gönüllülerdir.
Her koşulda, her engelde gazetelerinin yanında var olurlar.
Dünyada böyle bir okur kitlesi görülmemiştir.
Ülkenin her tarafında, dünyanın her yerinde Cumhuriyet okuru bu gönüllülüğü sürdürür.
Onlar yalnız okur değil, aynı zamanda bir eleştirmen, bir düzeltmen olarak da görev yaparlar.
İşte, bu gazeteyi canlı tutan da bu gönüllülüktür.

***

Yaşam gücümüzü daha da birleştirebilsek,
Kapitalizmin çıkarcı öğretisini bir ‘ortak paylaşımcılık’ yaşamına çevirebilsek,
Zorbalığı, şiddeti, ayrımcılığı ortadan kaldırıp birbirimizle sevgiyi, saygıyı, haklıyı, doğruyu paylaşabilsek,
Umutla, güvenle, üretmekle, paylaşmakla yaşayabilsek,
Ne iyi olurdu.
‘Doğa dostları’ olarak yaşamak.
‘Uygar yaşam ortakları’ olarak yaşamak.
‘Gönüllü paydaşlar’ olarak yaşamak.
Neden olmasın?
Biz istersek elbette olacaktır.
Fethi Naci’nin sözünü hiç unutmam:
İnsan Tükenmez.
Budur.

BAŞSAĞLIĞI

Kooperatifimizin ortaklarından

SUZAN AKŞEMSETTİNOĞLU

sevgili babası

ALİ CELAL NERGİZ”i

yitirmiştir.

Kendisine, ailesine ve Cumhuriyet Mahalleli dostlarına

başsağlığı ve sabır diler, acılarını paylaşırız.

.Cenazesi; 13.11.2018 Salı günü öğlen namazı (12:54) sonrası

Ataköy 5. Kısım Ömer Duruk Camii’nden kaldırılacaktır.

KOOP – C Yönetim Kurulu